Arslan’dan yıkım eleştirisi: Türk Film Arşivi’nin geleceği belirsiz

İstanbul Balmumcu’da bulunan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Prof. Sami Şekeroğlu Sinema-TV Merkezi’nin yıkım kararı, akademi ve sinema camiasında büyük endişe yarattı. Konuyla ilgili tepkileri dile getirmek amacıyla 29 Ağustos’ta saat 12.30’da binanın önünde bir protesto eylemi ve basın açıklaması planlanıyor. Konuyla ilgili Aydınlık yazarı Tunca Arslan “Türk Film Arşivi yıkılırken” başlıklı bugünkü köşe yazısında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Prof. Sami Şekeroğlu Sinema-TV Merkezi’nin yıkım kararını eleştirdi.

Tunca Arslan köşesinde şu yazıyı kaleme aldı:

“Bugün (29 Ağustos) saat 12.30’da İstanbul-Balmumcu’daki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Prof. Sami Şekeroğlu Sinema-TV Merkezi önünde bir basın açıklaması ve protesto eylemi yapılacak. Sinema bölümü öğrencilerinin ve mezunların katılacağı, aydınların destek vereceği bu açıklama, kamuoyunda ve akademik camiada uzun süredir tepki çeken Sinema-TV Merkezi’nin önce boşaltılması, şimdi de yıkılması kararıyla ilgili ve bu kararın ardında da doğrudan doğruya kendisine belediye işlevi biçen rektörlük var.

Bir eğitim yuvası olmasının yanı sıra Türk Film Arşivi ve Sinema Müzesi’ne de ev sahipliği yapan bina, neresinden bakılsa Türk sinema tarihinin belleği olma niteliği taşıyor ve gerçek bir kültür hazinesi oluşturuyor. Daha önce yaptıkları açıklamada, “Bina yıkılırsa, sadece bina değil Türk sinema tarihimizin ve Türk sinemasının ustalarının soluğunu barındıran belleği de, öğrencilerin geleceği de yok olacaktır. Yüzlerce öğrenci dersliksiz, stüdyo ve salonlardan mahrum bırakıldı…” diyen öğrenciler, Metin Erksan, Lütfi Akad, İlhan Arakon, Memduh Ün gibi ustaların izlerinin de silineceğini vurguluyor.

SAMİ ŞEKEROĞLU’NUN KORUMACILIĞI

Geçmiş yıllarda Türk Film Arşivi’nden bolca yararlandım. Bir dilekçeyle başvuruyor, çok cüzi bir ücret karşılığında talep ettiğiniz filmi küçük ekranda seyredebiliyordunuz. Sinemalarda, televizyonda görme şansınızın olmadığı filmlerdi bunlar. Arşiv, 1948 ve 1959’daki iki büyük yangın sonucu tamamen yok olanlar hariç, Türk sinema tarihindeki filmlerin yaklaşık yüzde 70’ini barındırıyordu. Prof. Sami Şekeroğlu’nun uzun yıllara dayanan inatçı ve kararlı korumacılığı sayesinde bugünlere (daha doğrusu 2019’a) kadar gelebilen bu arşivin ne durumda olduğu, halen nasıl ve nerede saklandığı, geleceği meçhul. Kurumsal olarak rektörlükten, kişisel olarak da rektör Handan İnci’den kamuoyunu tatmin edecek bir açıklama da gelmiş değil. Sadece susuluyor.

Başlangıcından bugüne Türk sinemasında yaklaşık 9 bin uzun metraj/öykülü film yapıldığı tahmin ediliyor. Yani her film bir CD’ye aktarılsa, ortalama büyüklükteki bir odadaki rafları ancak doldurabilecek sayıda filmden söz ediyoruz. Bu hacim günümüz teknolojisiyle çok daha küçük boyutlara indirilebilir kuşkusuz. Arşivlemenin, korumanın, saklamanın, belleğe sahip çıkmanın oldukça kolaylaştığı günümüzde, şimdi bu kıymet biçilmez hazinenin ne durumda olduğu bilinmiyor; anlayacağınız elimizdekini de kaybetmek üzereyiz.

ULUSAL FİLM ARŞİVLERİ GURUR KAYNAĞI

Ulusal film arşivleri, ülkelerin sinema mirasını koruyan, restore eden ve gelecek kuşaklara aktaran kurumlardır. Çoğu, yalnızca film kopyalarını değil, senaryo, afiş, fotoğraf, kamera, kostüm, sansür belgeleri, çekim raporları gibi sinema tarihine dair her türlü materyali toplar. Birçok ulusal film arşivi aynı zamanda sinema müzesi, sinematek ve araştırma merkezi işlevi de görür. 1958’de kurulan Çin Film Arşivi, Çin sinemasının neredeyse tamamını barındırır. Hong Kong’ta da ayrıca eksiksiz sayılabilecek bir yerel arşiv bulunmaktadır. Fransız Sinematek’i dünyanın en büyük film arşivlerinden biridir. İngiltere’deki Ulusal Film Arşivi’nde 275 bin film mevcuttur. ABD, Rusya, Almanya, İtalya, Hindistan, Brezilya, Mısır, Japonya ve Güney Kore’deki film arşivleri, adeta ulusal gurur kaynağı niteliğindedir. Bizdeyse, 20 ve 27 Ağustos tarihli Aydınlık’ta konuyla ilgili çok önemli iki yazı kaleme alan Burçak Evren’in vurguladığı gibi, “Bu kadar da olmaz!” dediğimiz ne varsa, tek tek başımıza geliyor.

Okullarına, arşivlerine, Türk sinemasının geçmişine ve geleceğine sahip çıkan öğrencilerin, mezunların, sinemaseverlerin yanındayım. Başarılar diliyorum.”